Fiilde erimiş fikir

Kime Büyük Adam Demeli- Hüseyin Nihal Atsız

Author: Yorum yapılmamış Share:

Ötüken Dergisi

O halde, hangi şahsiyetlere büyük adam demeli? Bunun esasları şunlardır:

1. Büyük adam, her şeyden önce iyi niyet sahibi adamdır. İcraatındaki amiller, toplumun yükselmesidir. Kendisinin bir çıkar kaygısı yoktur.

2. Büyük adam, her devirde erdem ve meziyet diye tanınan vasıfların birçoğuna sahip olan adamdır.

3. Büyük adam, özel hayatında da yüksek ve temiz olan adamdır. Birtakım meziyetleri olan reziller, hiçbir zaman büyük adam değildir.

4. Mevkii için milleti feda eden değil, aksine gerektiği zaman millet uğruna mevkiini, hatta hayatını verebilen adam büyük adamdır.

5. Gerçekleri görebilen, acı gerçeklere cesaretle bakabilen, haksızlık bilmeyen adam büyük adamdır.

6. Sözü ile işi arasında zıtlıklar bulunmayan, yalan ve hiyleden payı bulunmayan adam büyük adamdır.

7. Büyüklüğün şartlarından biri de zekadır. Ahmaklardan büyük adam çıktığını tarih kaydetmemiştir.

8. Adam seçmesini, her işin ehlini bulmasını bilen adam büyük adamdır.

9. Büyük adam olmak için ailevi şartlar da vardır. Her aileden büyük adam yetişmez. Soysuzlaşmış, çürümüş, morfinoman veya alkolik ailelerden büyük adam çıkmaz.

10. Büyük adam, şeref hususunda çok titizdir. Verdiği sözden asla dönmez. Bu hususta, Hindenburg misali çok manalıdır. Mareşal Von Hindenburg, Almanya cumhurbaşkanlığına seçileceği zaman, o aralık Hollanda’da sürgün hayatı yaşayan Kayzer Wilhelm’den müsaade almış, subay çıkarken imparatora sadık kalacağına dair yeminle cumhurbaşkanı olmak arasına ahlaki bir tezat görerek onun fikrini sormuştur. Hindenburg, Kayzer Wilhelm’in, üzerinden yemin şartını kaldırması üzerine cumhurbaşkanlığını kabul etmiştir. Sözüne bu kadar sadık olan adam, elbette büyük adamdır.

11. Büyük adam, sorumluluktan kaçmaz. Balkan Savaşı’nda Edirne’yi savunan merhûm Şükrü Paşa, kahramanca döğüşüp de tutsak düştükten sonra, adı bütün dünyayı tuttuğu halde, kendisini yine sorumlu saymış, esirlikten döndüğü zaman kendisini “divân-ı harb”e verilmesini istemiştir. Şükrü Paşa da bunun için büyüktür.

***
Sözün kısası, büyük adam pek seyrek yetişir. Bir millet için büyük adam yetiştirmek ne kadar büyük bir mutluluksa, yetiştirmemek de o kadar büyük bir felakettir. Bundan daha büyük ve korkunç olan felaket ise, alelade adamları büyük sanacak kadar gafilleşmektir.

Ötüken Dergisi
Ötüken Dergisi – Sayı 23 (166), Ötüken Dergisi

Previous Article

Bir Mustafa Oğuz Bayat Söyleşisi

Next Article

Akıllılık Delilik

You may also like

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir