Fiilde erimiş fikir

Bir Osman Cavcı Söyleşisi

Author: Yorum yapılmamış Share:

 

Evet cemalen.com olarak yepyeni bir röportajla karşınızdayız… Yeni röportajımızı kiminle mi yaptık? Uzun yıllardır sinema ve televizyon ekranlarında evimize misafir olan, namı diğer ‘‘Son Yeşilçamlı” Osman Cavcı ile! Hababam Sınıfı’nın Ekrem‘i, Muhsin Bey’in yardımcısı Osman‘ı, Yoksul’un stajyer çırağını, Eyvah Babam’ın Yakup‘unu ve pek tabiki Acıbademli Seyfettin‘i daha yakından tanımaya ne dersiniz? Lafı fazla uzatmadan sözü ehline bırakarak sessizce uzaklaşıyorum… Keyifli okumalar…

Ramazan Eğlencesi(1990)

Sinema ve tiyatro aşkı hep içinizde olan birşey miydi? Bu çileli ve bir o kadar da tatlı yola girmeye nasıl karar verdiniz?

Ben tiyatronun içinde doğdum zaten. Babam tiyatrocuydu… Turnelerde büyüdüm. Çok güzel bir iş…

Sinemaya “Hababam Sınıfı Güle Güle” filmi ile dahil oldunuz.Bu sizin kariyeriniz için bir dönüm noktası oldu mu?

Hababam Sınıfı Güle Güle evet. İlk filmim. Ertem eğilmezle tanıştırıldım… Tabi ki dönüm noktası. Daha ilk filmimde çok güzel bir tip oynadım. Ekrem diye sekse düşkün bir velet… Arkası malum: Yavuz Turgul ve Muhsin Bey. Bu arada Şan Tiyatrosunda “Hababam Sınıfı Müzikali”nde yer aldım aynı tipte.

Romantik komedi ve aile filmleriyle ünlenmiş Ertem Eğilmez ekolüne” yetiştiniz diyebiliriz. Arzu Film’in çalışma ortamı nasıldı sizce? Başarıyı nasıl elde ediyordu Arzu Film?

Arzu film demek Ertem Eğilmez demekti. Çok yaratıcı bir adamdı…Güzel tip seçerdi. Grup çalışmalarına ve senaryoya çok önem verirdi… Başarısı burada… Bir kadrosu vardı. Gidenler olsa bile yenilerini eklerdi. Onları biliyorsunuz. Oyuncu fabrikası.

Siz aynı zamanda Münir Özkul’un evinde yetişmiş, ondan dersler almış birisiniz. Münir Özkul nasıl bir insandı? Gençlerle ilgi ve alakası ne derecedeydi?

Münir ustanın evine gittiğim doğrudur. Gençleri severdi. Kavuk meselesi(İsmail Dümbüllü’nün Münir Özkul’a bıraktığı kavuk…) için onları özendirmeye çalışırdı. Münir Özkul Ertem Eğilmez’in de akıl hocasıydı… Özel ders almadım. O çaktırmadan işlerdi adamı… Dediğim gibi Ertem Eğilmez’in kurmaylarından biriydi… Devekuşu Kabare Tiyatrosu’ndan bir çok oyuncu transfer ettiler. Zeki Alasya, Metin Akpınar, Kemal Sunal, Ayşen Guruda, Halit Akçatepe… Daha sonra Arzu film Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nu yuttu.

Yoksul(1986)
Muhsin Bey(1987)

Şener Şen ile Muhsin Bey filminde Kemal Sunal ile Yoksul filminde beraber rol aldınız. Bu iki oyuncuda gözlemlediğiniz şeyler nelerdi?

Şener Şen ile Hababam Sınıfı Müzakili‘nde tanıştık. Oynadık…Muhteşem yetenekli komedyen… Sonra Muhsin Bey filminde Yavuz Turgul beraber oynattı. Yavuz Turgul da Arzu film ekibinden. Aynı ekol…Kemal Sunal ile çok küçük ama sembolik bir şeyde yer aldım… Mesafeli biriydi. Ama o da aynı ekoldan olduğundan beni aratmış. Görüyormuş… Filmin sonunda Kemal Sunalı’n yerine çaycı çırağı geliyorum. Film başladığı gibi bitiyor… Sembolik bir roldü. Yönetmen Zeki Ökten sordu.”Bu çocuk mu?” diye. Kemal abi kafa salladı…”Evet” gibi.

Yer aldıktan sonra pişman olduğunuz yapıtlar var mı? Sinema hayatınıza tekrar başlasanız nasıl filmlerde oynamak isterdiniz?   

Bence yok. Bir şeyler denedim hep. Çok farklı projeler… Undergraund filmlerde yaptım. Sırf yeşilçamı anlamak için. Yapımcılık da yaptım… 4 film çektim. Öztürk Serengil hayranıyım… O’na başrol oynattım. Bu benim için şereftir… Battım ama işi öğrendim. En az maliyetli filmler çekmek konusunda uzmanlaştım mesela. Çingene Teyfikle bile çalıştım. O adamdan bile öğrenecek çok şey var.

Türk Sineması’nın şuanki samimiyetini nasıl buluyorsunuz?

Samimi bulamıyorum.(Gülüyor.) Çok feci. İki tarz var. Biri AVM sinemacılığı. Yani alış veriş merkezlerinde oynanan filmler… Çok feci formülle film yapılıyor. Bu tutar,bu tutmaz… Şu oyuncunun reytingi süper kafasıyla… Senaryolar hep aynı… Televizyon işleri. Zaten tek bir firma da toplandı işletme… Fakat kendi kendini öldürecek gibi. Tek ses olamaz…İkinci tür filmler festival filmeri. Ödül için yapılanlar. Bu da doğru değil… İyi film yapın. Festival için yapmayın derim. Komediler zaten fotokopi. Hep mafya komedisi….

Osman Cavcı olarak, hayalinizdeki her projeyi gerçekleştirdiniz mi?

Renkli Türkçe filmi gururumdur. Yapımcı, senarist, oyuncu ve gizli yönetmeniydim. Çok övgüler aldı. Ödülde. Ama projeler bitmez. Yeni bir komedi projem var. Üzerine çalışıyorum… Senaryo aşamasında yapımcı ve sponsor arıyorum çok ses getirecek…

Sizi uzun yıllardır beyaz perdede ve televizyonlarda göremiyoruz. Bunun belli bir sebebi varmı?

Benim dönemimin yönetmenleri kalmadı .Onlarda yok. Ve çok üzgünler… Temel Gürsu örneğin. Çok pratik bir adamdır ve iyi komedi çeker… Osman biz işi biliyoruz diye istemiyorlar. demişti. Yapımcılarda öyle. Bir Abdurrahman Keskiner film yapmıyor artık. Ölenler var. En çok çalıştığım yönetmen Ünal Küpeli bir proje hazırladı ama uzun zamandır bir şey yapamıyor, yaptırmıyorlar. Önemli adamdır. En iyi komedi filmi çekenlerden biridir. Zampara Seyfettin filmini yapmıştık beraber. Beni çok iyi oynatır. Karışmaz… O işini bilir.

Belki yeni bir projemiz var?? Şuan sır.

Peki son dönemlerdeki sinema filmlerini nasıl değerlendiriyorsunuz, beğendiğiniz işler varmı?

Beğendiğim film yok. Komediler çok kötü…

Senaryosunu sizin yazdığınız 2004 yapım “Falımda Güzel Kız Var” filminde müthiş bir sistem eleştirisi yapıyorsunuz. Türk sinemasında çok uzun yıllardan beri eleştirel yapıtlar göremiyoruz maalesef. Sizce sanatçı herşeyle barışık olabilir mi? Öyleyse sanata lüzum var mı?

Falımda Güzel Bir Kız Var fena iş değildir… Ama şanşsızlıklar var. Yapımcı Selçuk Uluergüvenin oğlu öldü o filmi çektiğimizde… ilgilenemedi. Firması battı… O film geyik olamakla beraber evet sağlam eleştirileri olan bir filmdir.s- Senaryo benim yine… Güme gitti ama benim Youtube kanalımda çok iyi gitti… Nostaljik bir kadro var. Hikayeyi ünlü tiyatrocu Muammer Karaca’nın bir oyunundan devşirdim. O da bir Fransız vodvilden devşirmiş… Politik tiyatro yapan biriydi.

5 ay boyunca Aksi dergide şimdi de Öteki Sinema’da yazıyorsunuz. Birbirinden kıymetli sanatçılarla hatıralarınız var. Bu hatıraları kitaplaştırmak istiyor musunuz?

Evet o öyküler kitap olacak… Daha önce de. Hayvan adlı dergide yazmıştım. Yazdıklarımı Yanlış Anlaşılmış Filmlerolarak yayınladım. Ama baskı kalmadı(Ben sahafta zor bela buldum…)

Yazarlığınızdan da bahsetmek istiyorum. İki adet kitabınız yayınlandı malum. Geçenlerde “Köpek Öldüren” adlı kitabınızı sahaflarda arayıp bulamamıştım fakat İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesinde buldum akabinde okudum. Gerçekten bohem bir hayatı gerçekçi bir şekilde anlatmışsınız… Kitap çok gerçekçi geldi bana. Böyle bohemli kasvetli döneminiz oldu mu?

Kasvet demeyelim. Ben oralardan çok beslendim… O ortamda Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri, Güzel Sanatlar Akademisi öğrencileri. Yazarlar, şairler, senaristler vardı. Derviş Zaim “Tabutta Rövaşata” filminde orayı anlattı. Romanda bahsedilen yer Rumeli hisarı sahil. Açık hava üniversitesiydi…

Yeşilçam jenerasyonundan hala dostluğunuzun devam ettiği birileri var mı?

Başka bir şehirde yaşıyorum arada rastlaştığım eski arkadaşlar var.

Şimdiye kadar hiçbir yerde paylaşmadığınız bir film hatıranızı bizlere söyler misiniz?

Bunları çok anlatım. Anlatıyorum.

Ofsayt Osman adlı tiyatro oyunu.
Bir zamanlar Osman Cavcı Tiyatrosu .

Yeni oyunculara yıllarca sahne tozu yutmuş biri olarak tavsiyeleriniz nelerdir?

Bu iş doğuştandır. Eğitim biraz işe yarar. Sahneye çıksınlar. Ve çok oyun izlesinler… Usta çırak.

Bizlere kıymetli vaktinizi ayırdığınız için teşekkürler Osman Bey…

Ne demek… Teşekkürler…

Röportaj:Cemâl BERKTAŞ

Previous Article

Tomurcuk Derdinde Olmak

Next Article

Abdülhamid Han(Gök Sultan)-Hüseyin Nihal Atsız

You may also like

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir