Fiilde erimiş fikir

Bir Melih Ekener Söyleşisi

Author: Yorum yapılmamış Share:

Toplum ve kültür sitesi cemalen olarak uzun bir vize final periyodundan sonra tekrar sizlerle birlikteyiz. Sanal aleme öyle bir dönelim ki herkesin yüzünde tebessüm oluşturalım dedik… Ve hepimizin kıymetlisi bir isimle söyleşi gerçekleştirdik. Kiminle mi? Maskeli Beşler’in Zeki’si, Hababam Sınıfı’nın Bebe Ruhi’si, Yalancı Romatik’in Ramo’su, radyonun Abuzer’i olan Melih Ekener ile! Bazı isimlerin hepimizin hayatında tatlı izler bıraktığını düşünüyor, bu isimlerden biri olan Melih beyle söyleşi yapmanın pek tabii haklı mutluluğunu yaşıyoruz… İyi okumalar efendim.

Sanata ilginiz hangi yaşlarda ve nasıl başladı?

Sanata ilgim her insan gibi çocukken başladı. Ben de her çocuk gibi oyun oynuyor, resim çiziyor, çamurdan heykeller yapıyor,  şarkılar söylüyordum. Bu yeteneklerimin bazılarını unutmamış olmalıyım ki ortaokul  çağlarında okulun tiyatro kollarına girip sanatın bu dalını tercih ettim 🙂


Konservatuar eğitimini Yıldız Kenter’den aldığınız duymuştum. Fakat ekol olarak Geleneksel Türk tiyatrosu, tuluat komedisine daha yakın olduğunuzu düşünüyorum? Siz kendinizi hangi konumda görüyorsunuz?

İstanbul Belediye Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nde (Darülbedayi) okudum. Yıldız Kenter gibi değerli hocalarımız vardı. Okulun ilk yılında Kenter Tiyatrosu‘nda roller almaya başladım Yani hem alaylı hem de okullu olarak eş zamanlı eğitildim. Konservatuarın son yıllarında Müjdat Gezen, hoca olarak geldi ve bize Türk Tiyatro geleneğini öğretti. O zamana kadar Şekspiryen eğitim aldığımız için çok zorlandık ama piyasada oyunculuk işi bulabilmemiz için Müjdat Gezen’den aldığımız o eğitim mücevher niteliğindeydi bizler için. Yani tam oyuncu olarak eğitim aldım. Dolayısıyla kendimi oyuncu olarak görüyorum. Yani komedi- dram- trajedi fark etmeden her rolü oynayabilirim.


Hababam Sınıfı ve Maskeli Beşler serisiyle Arzu Film’e ikinci baharını yaşatan ekibin içindeydiniz. Bu birliktelik birden sonlandı. Her şey iyi gitmiyor muydu?

Arzu Film ve Fida Film ortak yapımlarıydı o eserler. Bu iki şirket ayrılınca film yapımları da sonlandı sayılır. Ben hala Arzu Film’in oyuncusu olarak kabul ediyorum kendimi… Ve Ferdi Eğilmez‘in yeni yapacağı filmleri bekliyorum.


O ekipten Cengiz Küçükayvaz ile bir süre daha beraber işlerde yer aldınız. Sadri Alışık tiyatrosundaki oyunlar, Süper Ajan ve Emret Komutanım aklıma ilk gelenler. Açıkçası birbirini tamamlayan bir ikiliydiniz. Yeni projeleriniz var mı?

Cengiz ile uzun zaman iş yaptık. Gerçekten sahnede ve kamera karşısında çok iyi anlaşıyorduk. Ama yapacağımız işleri biz belirleyemiyoruz maalesef. Yapımcılar ikimize birden bir işte görev verirse keyifle bir araya geliriz yine.

Son yapılan Hababam Sınıfı filmleri hakkındaki fikrinizi merak ediyorum. Sizce olmuş mu?

Arzu Film’in dışında çekilenler Hababam değil bence. Hababam’a ruhunu veren Ertem Eğilmez idi ve oğlu Ferdi de devam ettirdi. Başkası yaparsa başka bi film olur o. Yeniler sadece isim benzerliği 🙂

Ali Poyrazoğlu ile yer aldığınız Tak Tak Takıntı oyununda sizi izleyen herkes, Melih Ekener artık usta olmuş diyor. Melih Ekener ustalaşırken popüler işlerden uzaklaşıyor veya uzak tutuluyor. Sizce bunun sebebi nedir?

Arzu Film’in işlerinden sonra angaje oyuncu olmamak için bana gelen sulu zırtlak komedileri ve aptal rollerini kabul etmiyorum artık. Tiyatro ayrı ama. Ali Poyrazoğlu benim oyunculuğumu bildiğinden bana en uygun rolleri seçiyor. Usta olmuş sayılmam. Hala her rolde yeniden öğreniyorum tiyatroyu.


Türk tiyatrosu ve sinemasında bir numaralı komedyeniniz kimdir?

Dediğim gibi ben oyuncuları komedyen ya da ciddi roller adamı diye ayırmıyorum. Gerçekten oyuncu olan her aktör benim için en iyisidir. Tabi aynı performansı hem sahnede hem de kamera önünde gösterebilmeli. İlla oyuncu örneklemesi istersen Haluk Bilginer, Ali Poyrazoğlu, Cem Yılmaz gibi hayatta olan isimler benim favorilerim.


Melih Ekener’i genelde daha saf, narin, komik rollerin oyuncusu olarak tanıdık. Bunun sebebi tekliflerin sadece bu alandan gelmesi mi? Yoksa şahsi tercihiniz mi? Sizin dramaya da çok yatkın bir oyuncu olduğunuzu düşünüyorum.

Bir oyuncunun gelen işleri seçme gibi bir özgürlüğü maalesef bizim ülkede yok. Yapımcı yönetmen neyi öngörmüşse o rolü oynuyorsun. Eğer bir rolde başarılı olmuşsan o üzerine yapışıyor ve hep aynı karakterlerde roller gelmeye başlıyor. Bu oyuncunun değil yapımcıların tercihi oluyor ne yazık ki.


Uzun yıllar radyo programları da yaptınız. Radyo sizin için neler ifade ediyor?

Radyo programcılığı yapmadım aslında. Radyoda günlük doğaçlama radyo tiyatrosu yapıyordum Abuzer karakteriyle. Yani radyocu diyemem kendime. Radyoda sesli oyunculuk yapıyordum yine. En keyif aldığım işti aslında. Hayal gücünü geliştiren ve oyuncuyu yenileyen bir iş radyo…


Yayımlanmış kitaplarınız mevcut… Senaryo çalışmalarınız da var mı?

Başka Dünyanın Nimetleri” ve “Yarasanın Günlüğü” isimli iki kitabım çıktı. Yeni yazmaya başladığım drama üzerine bir kitaba yoğunlaştım şimdi. Film senaryolarım çok var ama o senaryoları gerçekleştirecek yapımcı bulamıyorum.

Yeni nesil komedi anlayışını beğeniyor musunuz?

Yeni nesil komedi den kastınızı anlamadım. Komedi komedidir. Nesilden nesile değişmez ki. Zeka ürünü olan güldürü gerçek komedidir. Ama kaba komedi denilen kaba, küfürlü ve sıradışı komedileri beğenmiyorum tabi ki. Her komedinin altında eleştirilen sıkı bir gerçek ve zeka kırıntısı olmalıdır bence.


Dümbüllü kavuk devirleri hakkındaki görüşlerinizi merak ediyorum. Sizce doğru kişide mi? Değilse, alternatifiniz kim?

Hiç düşünmedim. Hiç merakımı çekmemiş demek ki. Oyunculukta ödüllere inanan biri değilim. Oyuncunun gerçek ödülü yaptığı işin izleyiciler tarafından gerçek olarak değerlendirilmesidir. Dümbüllü’yü oyuncu olarak değerlendiremem ki kavuğunu ve kime verildiğini eleştireyim.


Melih Ekener’e göre sanatın maksadı nedir?

Sanatın maksadı olamaz bence. Her sanat dalının kriterleri olabilir ama sanatın amacı bellidir zaten. Mükemmeli yakalamak.


Yıllar yılı süren bir tartışma sorusunu size yöneltmek istiyorum. Tiyatro ve sinemada alaylıları mı beğenirsiniz yoksa mekteplileri mi? 

Bu işin okulunu okumadan olmaz . Ama ülkemizde bunca tiyatro okulu varken oyuncu yetiştirecek öğretmeni yetiştirecek bir okul yok maalesef. Dolayısıyla oyunculuk öğretmeni de yok sayılır. Her iyi oyuncu iyi bir oyuncu öğretmeni demek değildir. O apayrı bir iştir. Her mezun olan oyuncu adayı da ne yazık ki bir şey öğrenmeden çıkıyor. Eğer bir ustanın yanında çalışırsa ve akıllıysa bir şeyler öğreniyor zaten.


cemalen blog okurlarına, 3 kitap 3 film tavsiye edebilir misiniz?

 Kitaplar: Başka Dünyanın Nimetleri, Yarasanın Günlüğü, İncognito. Filmler: Hababam Sınıfı Merhaba, Hababam Sınıfı Askerde, Maskeli Beşler İntikam Peşinde.


Bizi kırmayıp, sorularımıza içtenlikle cevap verdiğiniz için çok teşekkür ederiz hocam.

Rica ederim Cemal bey, sorularınız için teşekkür ederim.

RÖPORTAJ: Cemal BERKTAŞ

Previous Article

Bir İlkim Karaca Söyleşisi

Next Article

Bir Oğuzhan Murat Öztürk Söyleşisi(Ötüken Neşriyat)

You may also like

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir