Fiilde erimiş fikir

Bir İlkim Karaca Söyleşisi

Author: Yorum yapılmamış Share:

Toplum ve kültür sitesi cemalen olarak arşivlik söyleşilerimize devam ediyoruz. Bugünkü söyleşimizi Türk rock müziğine damgasını vurmuş olan merhum sanatçımız Cem Karaca’nın eşi İlkim Karaca ile gerçekleştirdik. Aralık 2017 yılında sitemizde yayınladığımız ilk söyleşi de Buzdağı’nın şairi merhum Cahit Zarifoğlu’nun eşi Berat Zarifoğlu hanımefendiyle gerçekleşmişti. Böylelikle nesil olarak yetişemediğimiz değerlere dair bilgilere, hatıralara onların en yakınlarıyla ulaşmış olduk, olmaya da devam edeceğiz…

Dönelim bugüne…

Lafı fazla uzatmayıp Türkiye’nin rock ozanı Cem Karaca’yı hayat arkadaşından, İlkim hanımdan dinleyelim derim… Buyrun ekran başına!

Cem beyle nasıl tanıştınız. Tanışma anınızı anlatabilir misiniz?

17 Aralık 1997 de İstanbul’da Tarabya Oteli’nde Cem Vakfı’nın Sarıyer şubesinin gecesinde tanıştık.
Sahneden bana bakarak söylediği türkü “Odam Kireç Tutmuyor” idi.

Sizi hangi özelliği etkiledi? İşte evleneceğim adam bu cümlesini ne zaman kurdunuz?

Samimiyeti, doğallığı, alçakgönüllülüğü, centilmenliği, bana olan ilgisi, güzel sesi, bakışları etkiledi beni. İlk gördüğüm anda evleneceğimizi hissetmiştim. Cem de ilk konuştuğumuz anda evleneceğimizi hissetmiş.

Sosyal medyada sıkça paylaşılan veda mektubu gerçek mi? O mektupta seni bu dünyada çok sevdim diyor size. Onun şahsınıza duyduğu sevgiyi kelimelere dökebilir misiniz?

Bana çok mektup yazdı, not yazdı, şiir yazdı, bir şarkı yazdı.  Bir veda mektubu hiç yazmadı, maalesef internette veda mektubu diye yazıldı, yanlış bilgi elbette.
Yazdığı o mektupta ; o mektubu yazdığı gece hissettiklerini yazmış, zarfa koymuş ve gardropta kazaklarımın arasına koymuş. Bir kaç gün sonra dolabı düzeltirken buldum ve ağladım, Cem beni teselli etti. Cem için yayına hazırladığım Gazal adlı kitabında bir hatıramız olarak yayınlamıştım bu mektubu. Cem’in sevgisini kelimelere dökersem..
Birbirimizi tanıdığımız andan itibaren bir gün bile ayrı kalmadık… Birbirimizi tutkuyla sevdik…

Cem Karaca ev içinde nasıl biriydi? Mesela yemek yapar mıydı? Şakacı bir insan mıydı? Kumandayı paylaşır mıydı?

Cem çok esprili, neşeli, konuşkan bir insandı.
Ev yemeklerini çok severdi. Benim yemek yapmamı isterdi, bir kez makarna yaptı, bir kez de sebze çorbası pişirdi bana. TV kumandası Cem’deydi daima…

İki müzisyen bir evde olunca şarkılar evi terk etmiyor olsa gerek… Birbirinize hangi şarkıları söylerdiniz?

Şiirler, şarkılar, türküler, anekdotlar, taklitler, hatıralar, sohbet bitmiyordu yuvamızda. Hem kendi bestelerimizden hem sevdiğimiz şarkılardan söylerdik. John Lennon’dan Cem söylerdi; Şekip Ayhan Özışık’tan, Avni Anıl’dan ben söylerdim.
Selahattin İçli’den Cem söylerdi; İlhan İrem’den Erol Evgin’den ben söylerdim ..

Cem Karaca nelerin yapılmasını çok severdi? Ve nelerin yapılmasından nefret ederdi?

Kitaplığımızı düzeltmemi, giysilerini benim yıkamamı çok severdi. Renk uyumu zevkimiz benzediği için tüm giysilerini bana seçtirirdi. Kuru temizlemeye giysi göndermeyi istemezdik ikimizde.

Unutumadığınız bir anınızı anlatabilir misiniz?

Doğum günlerimde yaşım kadar kırmızı güller alırdı, içinde bir tane beyaz gül olurdu, bu beyaz gül benim derdi…



Ortak hobileriniz var mıydı?

Kitap okumak, sohbet etmek, gülmek, yazmak, beste yapmak, şiir yazmak, yuvamızda yaşamak.

Sanat camiasının genelde birbirinden kopuk olduğunu söylerler. Cem beyin sanat dünyasından sürekli görüştüğü kişiler var mıydı?

Cem’in uyku saatleri farklı olduğu için görüştüğümüz kimse yoktu. Bazen telefonda görüştüğü en samimi arkadaşı besteci ve şair Mehmet Soyarslan’dı.

Çalışma disiplini olarak nasıl birisiydi? Özellikle son yıllarını merak ediyorum.

Daima İlham doluydu. Aynı anda bir kaç farklı kitabı okuyordu. Aklına takılan her şeyi benimle paylaşıyordu. Bana not ettiriyordu.

Cem beyin eserlerine baktığımız zaman halkçı, milliyetçi(Karabağ, Kerkük Zindanı),tasavvufi yani ağır basan eserler görüyoruz. Türkiye’de onu sadece bir görüşe yakın zannediyorlar. Ancak eserleri çok yönlü olduğunu gösteriyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bence de Cem hümanist bir insan olduğu için barışseverliğini, filozof kişiliğini, bilgi birikimini, yaşanmışlıklarını eserlerinde içtenlikle yansıtıyor.

Onun bu çok yönlülüğünü yanlış yorumlayan yarım porsiyon aydınlara kızgın mıydı? Affetti mı onları?

Mukadderata inanırdı. Affetmek Allah’a mahsustur, derdi.

Cenaze töreninde her kesimden önemli insanlar gördüm. Cem Karaca’nın da istediği bu muydu?

Yurtsever bir insan olan Cem, siyasi fikri kendisi gibi  olmayan  insanlara da saygı gösterirdi. Kendisini Türkiyeli Rock Ozanı olarak tanımlardı. Cem’i doğru anladıklarını düşünüyorum.

Barış Manço ile ilk tanışmasını size anlattı mı? O dostluğu çok merak ediyorum…

Barış Manço ile ilk tanışmalarını Cem’den değil Barış’tan dinledim. Birbirini anlayan, takdir eden, takip eden kıymetli bir dostluk. Cem derdi ki; biz Barış’la asla rakip değiliz murakıbız.

Dinlemekten en zevk aldığı müzisyen hangisiydi? Başarılı bir müzisyenin kulak zevkine güveniyoruz.
Ruhi Su, Aşık Mahzuni Şerif, Neşet Ertaş.

Sizin en beğendiğiniz Cem Karaca şarkısı hangisiydi?

Şeyh Bedrettin Destanı, Nerdesin, Resimdeki Gözyaşları

Ömrünün son yıllarında Türkiye’de Anadolu rock patlaması yaşanmıştı. Ayna, Haramiler, Destan gibi gruplar; Haluk Levent, Murat Göğebakan, Murat Kekilli, Kıraç gibi isimler parlamıştı. Cem beyin saydığım nesilden beğendiği isimler var mıydı?

“Biz İstanbul’da doğup büyümüş , kolejlerde öğrenim görmüş sanatçılar olarak ( Erkin Koray, Barış Manço, Fikret Kızılok, Timur Selçuk’u kastederek ) müzikte doğru tohumlar ektiğimizi düşünüyorum, çünkü ayaklarımızı Anadolu’ya sağlam bastık, oradaki gençleri de doğru etkiledik” diyordu Cem. Kıraç’a manevi oğlumuz derdi. Bestelerini beğenirdi. Birlikte konserler verdiler. İstanbul’da aynı mekanda çalıştılar.

Birkaç yapımda Cem Karaca’yı oyuncu olarak izledik. Çok da sevdik… Peki, Cem bey iyi bir sinema seyircisi miydi?

Cem tiyatro kökenli bir sanatçı olduğu için  iki sinema filminde rol aldı, birkaç dizi filmde rol aldı. Fakat sinema film ve dizi film oyunculuğunu hiç sevmedi, çok bekleme olduğu için zor olduğunu söyledi. Tiyatro ve sahneyi çok sevdiğini söyledi. İyi bir sinema seyircisi sayılmazdı fakat Müziğin filmdeki etkisine çok inanırdı, müziğe aşık bir insandı.

Gerçekleştirmek isteyip de nasip olmayan, yarım kalan hayalleri nelerdi?

Yarım kalan çok hayali oldu ani vefatıyla… 8 Şubat 2004’te ( Kurban Bayramı ) sabaha karşı yatağımızda son nefesini kollarımda verdi. Yiyemediği  kapuska yemeği, giyemediği gömlekleri, takamadığı şapkaları, söyleyemediği şarkıları, sonuçlarını göremediği davaları, mahkemeleri, yapamadığı müze evi, gerçekleştiremediği konserleri… İşte hayat …

Anılarınızı kitaplaştırmayı düşünüyor musunuz?

Eğer düşünürsem 1001  kitap yazabilirim… O kadar çok anılarımız var …

Cem Karaca’nın hayatı bol aksiyonlu, çalkantılı ve bir o kadar da ilgi çekici. Hayatının film olmasını ister misiniz?

Cem’in hayatı bitmeyen senfoni gibi… Film yapımcılarının  dikkatini çok çekti, benimle de görüştüler, herkes farklı yılları çekmek istiyor, henüz kesinleşen bir proje olmadı. Elbette ben de çok memnun olurum hayatı film olursa ( tüm bilgilerin gerçeği yansıtması gerekli elbette, medyanın sansasyonel manşetlerini değil …)

Değerli vaktinizi ayırıp bizlerle sohbet ettiğiniz için çok teşekkür ederiz 😊

Sorularınızı memnuniyetle içtenlikle  cevapladım, ben teşekkür ederim, güzel günler diliyorum…

**Fotoğraflar İlkim Karaca arşivinden.

RÖPORTAJ: Cemal BERKTAŞ

Previous Article

Bir Bartu Bölükbaşı Söyleşisi(Hazaryalı Gesar)

Next Article

Bir Melih Ekener Söyleşisi

You may also like

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir