Fiilde erimiş fikir

Bir Devrim Kunter Söyleşisi

Author: Yorum yapılmamış Share:

Toplum ve kültür sitesi “cemalen” olarak yepyeni bir söyleşi ile karşınızda olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Konumuz ve konuğumuz şaşırmayacağınız üzere pek özel…

Seyfettin Efendi karekterinin yaratıcısı, Yabani Dergi’nin kurucusu, İsimsiz Dünya fanzinin kıvılcımını çakanlardan, birçok bilgisayar oyunun da başarılı çizeri, çizgi roman yazarı Devrim Kunter’i daha yakından tanımaya ne dersiniz?

Buyrun o zaman ekranın başına!

Özel bir alanla uğraşıyorsunuz. Bu uğraşının özünü merak ediyorum hocam… Çizgi roman merakınız ne zaman ve nasıl başladı?

İlgi ve merak çocukken başlıyor herkes gibi… Tabii bir kısım o ilgisini kaybediyor bir kısmı da bizim gibi devam ettiriyor. Mühim olan erken başlamak değil de o konuya ilgi göstermek, üzerinde çalışmak gibi düşünüyorum her zaman.

Bizim toplumumuzda sanatı ve sanatçıyı pek ciddiye almama gibi bir huy var. Sanırım işin maddi boyutuna odaklı insanlarız. Siz de çevrenizden bu yönde bir tepki aldınız mı? Şahsınıza, neden vakit öldürüyorsun bu tarz işlerle diyenler oldu mu?

Doğrusu pek olmadı. Bulunduğum çevre itibariyle de olabilir. Çizgi roman üretmeye biraz geç başladım. Onun etkisi de olabilir.

Çalışma disiplini olarak nasıl birisiniz? Meslek icabı sürekli üretmekten mı yanasınız yoksa belli bir ilhamın gelmesini mi beklersiniz?

Sürekli üretebilmek güzel. Benim de disiplinli çalıştığım zamanlar oldu. Şimdilerde daha az çalışıyorum…

Sizce, Türk çizgi romanları düne nazaran nasıl bir konumda? Gelişme mi mevcut kısırlaşma mı?

Aslında daha fazla üretim var. Bağımsız diyebileceğimiz daha fazla eser çıkıyor. Bunu gelişme olarak alabilir miyiz bilemiyorum… Örneğin çizgi roman anlatım dili olarak çok geride kalmış işler de üretiliyor. Bunlar üzücü tabii.

Yıllar evvel Kara Murat, Tarkan, Karaoğlan gibi çok okunan çizgi romanlarımız, film olarakta karşımıza çıkmıştı. Avrupa’da hala bu gelenek sürüyor; ancak ülkemizde sekteye uğradığını düşünüyorum… Sizce bunun sebebi halkın zevkleri mi yoksa yapımcıların hayalden ve kurgudan korkması mı?

Bu saydığınız üç kahraman hem çizgi roman hem sinema alanında birbirleriyle yarıştılar. Böyle bir yarış, işin de büyümesini ve gelişmesini sağlıyor. Şu anda böyle ilgi çeken bir ya da bir kaç kahraman yok. Eğer olsaydı yapımcılar bu işlere balıklama atlarlardı.

Çizgi romana “çocuk işi” gözüyle bakanların sayısı azımsanamayacak kadar fazla. Bu durum hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce bu yanılmanın temel sebebi nedir? Ben şahsen hayal gücüne bağlıyorum…

Geri kafalılık ya da bağnazlık da diyebiliriz.

Alanınızda çok kıymetli çalışmalarınız mevcut. Mesela, Seyfettin efendi! Bu karakter gerçekten ilgi görüyor. Üstelik devam romanları da geldi. Bu ilginin sebebini neye bağlıyorsunuz?

Teşekkürler. Biraz evvel bahsettiğimiz yiğit, mert, yakışıklı, güçlü çizgi roman kahramanları üretilmesinden kendi adıma sıkılmıştım. Biraz daha zeki, zoru gördü mü kaçacak, Cingöz Recai, Amanvermez Avni gibi karakterlere daha yakın bir kahraman yaratmayı hedefledim. Benzer düşüncede olan okurlara ulaştı tahminimce.

Çizgi romanlarınızda tarihi öğelerden yararlanıyorsunuz. Bunun özel bir sebebi olduğunu düşünüyorum…

Özel bir sebebi yok. Seyfettin Efendi olayları ele alış biçimi yüzünden Cumhuriyet döneminde geçiyor. Yani olağanüstü olaylara inanmayıp bilimsel açıklamalar getirmeye çalışması bizdeki aydınlanma çağıyla örtüşüyor.

Peki yeni bir seriye başlamayı düşünüyor musunuz? Ne zaman ulaşırız yeni eserlere?

Yeni seri değil de tek bir kara polisiye albüm yapmayı planlıyorum.

Güncel dergileri beğeniyor musunuz? Sizce kalıcı işler üretiliyor mu?

Dergilerde kalıcı işler üretmek oldukça zor. Hem zaman hem yer kısıtlaması var. Tabii bunu zaman gösterecek.

Karikatüristler ve çizgi roman yazarlarının “bedava çizerler” olarak kullanıldığını sık sık duyuyoruz. Gerçekten öyle mi?

Türkiye şartlarından bahsediyorsak, çok fazla para kazanılamayan bir iş… Projeyi beğenen yazar ya da çizerin maddi beklentiye girmeden çalışması gayet rastlanan bir durum.

Oyun çizerliği nasıl oluyor? Oyunun senaryosunu yazanların isteği üzerine mi bir çizim yapılıyor yoksa tamamen sizin iradenizle daha özgür bir karakter mi yaratılıyor?

Karakter tasarımını da genelde illüstratörler yapıyor ama önceden karakterler çalışılıp sonra illüstratöre de iş verilebilir. Neo Troy Games’ın kart oyunu uyarlaması olan Entrika’ya çizimler yapmıştım. Yerli yeni bir kutu oyunu üzerinde çalışıyorlar “Günahkar” isminde onun için de çizim yaptım.
https://neotroygames.com/urun/entrika-plus/
Yine yerli bir firma Hero Concept “Mayhem Brawler” isminde bir oyun üzerinde çalışıyor. Çizgi roman konseptinde olduğu için ona da çizim yapacağım…
https://www.youtube.com/watch?v=dTMh8IX0pEM&

Çizgi roman alanının bir derya olduğunu düşünüyorum. Ülkemiz insanının da yetenekli olduğu kanaatindeyim. Sizin gibi bir usta bu yeni yeteneklere yönelik atölye faaliyetlerinde bulunuyor mu? Öğrencileriniz var mı?

Bir kaç yıl önce atölye yapmıştım. Oradan birleşip “İsimsiz Dünya” fanzini kurdu genç arkadaşlar. Atölye yerine online ders/eğitim vermeyi planlıyorum ama bir türlü vakit ayıramadım.

Genç çizgi roman yazarı arkadaşlara tavsiyeleriniz nelerdir?

Çizgi romancı olmak istiyorlarsa “çizgi roman” üzerine çalışsınlar. Çok büyük projelere girişmesinler. Ufak kısa maceralarla başlasınlar…

Sorularımıza içtenlikle cevap verdiğiniz için çok teşekkür ederiz hocam…

Ben teşekkür ederim.

RÖPORTAJ: Cemal BERKTAŞ

Previous Article

Bir Mesut Kara Söyleşisi

Next Article

Miyop

You may also like

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir