Fiilde erimiş fikir

Bir Bartu Bölükbaşı Söyleşisi(Hazaryalı Gesar)

Author: Yorum yapılmamış Share:

Toplum ve kültür sitesi cemalen olarak alanında kıymet verdiğimiz isimlerle söyleşi yapmaya devam ediyoruz. Bugün çok kıymetli bir konuğumuz var. Yazar, çizer ve önemli bir okur: Bartu Bölükbaşı. Çizgi romancılar beyaz kağıtta sinema oynatırlar… Bölükbaşı da kendi işinin hem senaristi hem de yönetmeni…

Mitoloji meraklısı, Hazaryalı Gesar’ın yaratıcısı Bartu beyi daha yakından tanımaya ne dersiniz?

Buyrun o zaman ekran başına…

Bartu Bölükbaşı kimdir? Kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?

Öncelikle merhabalar. Bu soru benim için en zor olanı çünkü ailem doğduğumdan beri sürekli yer değiştirdiği için ben de farklı farklı ortamlarda değişen sürelerle bulundum. Bu yüzden bu soruya mesleki bakımdan cevap vermeyi tercih ediyorum. Eskişehir’de yaşayan bir illüstratörüm. Esas branşım çizgi roman olmakla birlikte hobi olarak fantastik kurgu yazarlığı da yapıyorum. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Çizgi film-Animasyon bölümünden mezunum. Öğrencilik yıllarında çizgi roman ekolünde uzmanlaşırken çeşitli yarışmalara girerek dereceler almıştım. İlk profesyonel işim okul bittikten hemen sonra Ahmet Ümit‘in romanını baz alarak çizdiğim Elveda Güzel Vatanım çalışmasıydı. Sonrasında kendi fantastik-mitolojik projem olan Gesar serisine başladım. Gesar: Yokbol Başlıyor serinin çizgi roman formatında ilk cildiyken Gesar: Tutuşan Bozkırlar roman formatında ilk cildi oluşturuyor. Aralarında doğrudan devamlılık bulunmuyor. Çizgi romanın ilk cildi daha çok okuyucuyu evrenin atmosferine hızla biçimde çekebilmek için.

Çizgi romana ilginiz ne zaman ve nasıl başladı?

Çocukluğum Aydın’da geçti. Aydın garip bir biçimde İzmir üstünden uluslararası kültürel etkileşime sahip bir yerdir. Gazete dükkanlarında Lombak, Leman, Kemik gibi yerli karikatür dergileri ile Conan, Tex, Büyülü Rüzgar gibi yabancı klasikler yan yana bulunuyordu. Babam entelektüel yönü çok güçlü, birkaç dil bilen bir nöroloji profesörü olduğu için gerek mitoloji gerek çizgi romana olan ilgimi bolca teşvik etti. Evimizde bu kaynaklara ulaşabileceğim geniş bir kütüphanemiz de vardı. Çoğu zaman aldığım çizgi romanları benden sonra babam da okurdu. Eğitim hayatım sıkıntılarla dolu geçtiği için çizgi roman benim için o dönemde Türkiye gerçekliğinden kaçmamı sağlayan bir araçtı. Şimdi tam tersine Türkiye gerçekliğine dahil olmak için kullandığım mesleğime dönüştü

Ekol olarak hangi çizgi romanları okumayı daha çok seviyorsunuz? (İtalyan, Japon, Amerikan)

Şüphesiz İtalyan ekolünü tercih ediyorum. Bana kalırsa kullandıkları kompozisyonlar, ışık-gölge yöntemleri ve yer yer insanı hayretler içinde bırakan gerçekçiliği ile resimsel bakımdan en ileri ekol budur. Şu yaşımda hala Paolo Eleutieri Serpieri‘den daha iyi bir çizerle karşılaşmadım bu anlamda. Buna karşın Frankofon ekol yazınsal bakımdan Fransız oryantalizminin mirasını taşıdığı için çok renkli dünyalara kapılar açma potansiyeline sahipti. Bu yüzden Moebius ve Enki Bilal gibi bilim kurgu çizerleri çıkarabildi. Bu iki ekolün iç içe geçtiği bölge Güney Amerika. Saydığım ögelerin tamamında uzman Juan Gimenez‘i de ayrıca anmak isterim.

Gesar adlı çizgi roman fasikülünüz Prestij yayınları tarafından yayımlandı. Biz ikinci fasikülü beklerken, Gesar’ın romanı çıktı. Çizgi roman serüveni böylelikle sona mı ermiş oldu? Alan değişikliğinin sebebi nedir?

Gesar çizgi roman serisi sona ermedi sadece hazırladığım rota için iki kulvar daha açtım. Roman formatı ile çok daha fazla şey anlatıp daha geniş bir camiaya ulaşabileceğimi planlamıştım ki güncel durum bunu doğrulamış oldu. Bir de Gesar’ın FRP sistemini hazırlayarak fantazi-bilim kurgu alt kültüre mensup daha fazla kişiyi Gesar’ın da dahil olduğu Etugen evrenine çekmeyi planladım. Bunu da önümüzdeki senelerde tamamlayacağım. Bu konuda da takipçilerimden, okurlarımdan çok büyük bir destek gördüğümü söylemeliyim.

Sizce hangi alanda üretim yapmak daha zevkli?

Ne roman, ne çizgi roman ne de illüstrasyon. En zevkli kısım her zaman elinize basit bir kağıt kalem alıp boş sayfada eskizler atarak hayallere daldığınız kısımdır. Bu tarif edilemez bir heyecandır. Tüm bilincinizi müthiş bir yaşam coşkusu kaplar. İş bu noktadan çıkıp profesyonel üretime döküldüğünde heyecan kademe kademe azalır ve iş bittiğinde hiç bir şey hissetmezsiniz. Hayalden gerçeğe geçiş süreci zanaatkarlıktan ibaret olduğu için sanki 9-5 işyerinde çalışıyormuş gibi hissedersiniz.

Hazaryalı Gesar nasıl bir karakter? Türk mitolojisinin bilinen simalarından mı? Tarihi bir isim mi?

Hazaryalı Gesar her şeyden önce onu ortaya çıkaran öncül mitolojik anlatılarda olduğu gibi bir kültürel kahraman. Fakat benim Gesar’a yüklediğim misyon unutulmaya yüz tutmuş Türk mitolojisinin dirilmesi ve orada kalmayıp onu kategorik bakımdan ait olduğu Doğu mitolojileri ile entegre ederek çok daha dinamik bir yapı kazandırması. Her fırsatta söylüyorum Türk mitolojisi kendi içinden anlaşılamaz. Türk mitolojisini çözümleyebilmek için öncelikle derinlikli biçimde Budizm bilmek gerekiyor. Bizim mitolojimizin kozmolojik temelini Budist ontoloji oluşturuyor. Bundan ayrı olarak Hint, Çin, İran, Slav ve Japon kozmolojilerini de bilmek gerekiyor. Çünkü ortak motifler tekil ve özgün motiflerden misliyle fazladır ve size kendi mitolojinizdeki eksik halkaları tamamlama fırsatı sunar. Dolayısıyla Gesar sadece bir Türk motifi değil, tüm Avrasya toplumlarını birbirine bağlayan mitolojik bir paratoner gibi. Türklerin binlerce yıldır temas ettikleri komşu halkların kültürlerini tanımaları kendi kimliklerini yeniden keşfetmeleri için büyük bir fırsat olacağını düşünüyorum. Bu konudaki en büyük engel kişiyi bu kültür havuzundan mahrum bırakan etnik milliyetçi ve dinci gerici yaklaşımlardır. Peki sorduğunuz gibi Gesar bir tarihsel figür mü? Evet. Tarihi Gesar bizim  resmi tarih yazımımızda kasten yokmuş gibi davranılan Budist Türk krallığı Türkşahilerin lideri Fromo Kesaro‘nun Tibet’te efsaneleşmiş halidir. 7.yüzyılın sonunda Araplar kitlesel biçimde İran’ı işgal ettiler. Sasani imparatorluğu yıkıldı ve müthiş bir kültürel katliam yaşandı. Bölgedeki Persler, Türkler ve Kürtler Arap zulmünden fazlasıyla zarar gördüler. Kitlesel kırımlar ve akıl almaz işkenceler yaşandı. Bunlara detaylı biçimde girmeyeceğim. Bu dönemde Arap ilerleyişini durduran üç güç vardı. Batıda Doğu Roma imparatorluğu, Kuzeyde Kafkas dağlarını tutan Yahudi Hazar Türkleri ve doğuda bugünkü Kandahar dağlarında Arapları bir türlü Hindistan’a sokmayan Budist Türkşahiler. Fromo Kesaro bu dönemde Arap ordularına kök söktürerek üstüne yollanan halifelik güçlerini defalarca yendi. Bu yüzden bölgedeki  Budist Türk, Pers, Peştun, ve Hint halklarının bilincinde Budist öğretiyi demonik düşmanlara karşı korumak için gökten inen tanrısal bir krala dönüştü. Kendisi benim de en büyük ilhamımdır. Türkşahiler yıkıldıktan sonra direnen gruplardan bir kısmı Tibet dağlarına kaçarak burada Gesar destanını kaleme aldılar. Yüzbinlerce beyitten oluşan ve bir kısmı hala çevrilmemiş bu destan Kore’den Mançurya’ya, Moğolistan’dan Sibirya’ya, Kalmukya’dan Tibet’e hatta Nepal’e dek Asya halklarını ortak bir bellekte buluşturmaya devam ediyor. Bir gün mutlaka koparıldığımız bu belleğe kavuşacağız.

Yeni nesil okurlar İslamiyet öncesi Türk tarihine ilgi duyuyor mu sizce? Karakteriniz bu tanıma uygun netice itibariyle… 😎

Kesinlikle büyük bir ilgi var. Türk ulus bilinci 80 darbesi sonrası birtakım odaklarca geliştirilen İslamcı ve selefi Arap yanlısı kültürel hegemonyayı şiddetle reddediyor. En büyük direniş de haliyle gençlerden geldiği için bu durum bir yandan mevcut kültürümüzdeki sakatlıkları kesip atmak isteyen devrimci çıkışlara hem de bu kültürel kirlenmeyi Kuzey Asyatik öze, köklere dönerek aşmayı deneyen bir girişime sahne oluyor. İlkinin yansıması Ateizm-Deizmin yükselişiyken ikincisi İslam öncesi Türk tarihi ve Türk mitolojisi merakı olarak gün yüzüne çıkıyor. İkisini de çok olumlu ve umut verici buluyorum. Özellikle ikinci kesimden Gesar’ı okuyanların karakterle ve evrenle özel bir bağ kurduğu doğru. Sanki uzun zamandır aradıkları o kökleri bulmuşlar gibi hissettiklerini görüyorum. 

Mitolojiye yüksek düzeyde ilgili olduğunuzu biliyorum. Hatta Türk mitolojisi atlas çalışmanız vardı. O projenizden bahsedebilir misiniz?

Evet bir yıldır Türk mitolojisi atlasını hazırlıyorum. Amacım Almanların, İngilizlerin ve Rusların 19.yüzyılda çoktan tamamladıkları bir projeyi 2021 Türkiye’sinde yaratmak. Bir ulusa özgün kimliğini veren en büyük unsur o topluluğun mitolojisidir. Kendi mitosunu kaybeden bir toplum başka halkların mitoslarının kölesi haline gelir. 19. Yüzyıl dünyasının büyük bir kısmı ibrahimi dinlerin kültürel damgasını taşırken modern ulusların sanatçıları ve aydınları halk bilimi ve romantik yazını baz alarak kendi pagan köklerine döndüler ve ürettikleri kültürel eserlerle kimliklerini geri kazandılar. Bu konuda en büyük üç ilhamım  Toriyama Sekien, Afanasyev ve Alphonse Mucha‘dır. Planladığım gibi gerçekleştiği takdirde bu atlasla beraber Türk mitolojisi Yunan, İskandinav, Mısır mitolojileri gibi önü sonu belli, başlıca tanrıları, mitolojik yaratıkları ve kahramanları ile okurun zihninde üç boyutlu biçimde canlanacak bir sisteme dönüşecek. Tabii bir ansiklopedi hazırlamadığım için a’dan z’ye tüm mitolojik varlıkları atlasta sunamam. Bu sorunu da normalde halk bilimcilerin alanı olan Arketipsel-kavramsal ortaklaşma zemininde çözeceğim. Bugüne dek yapılmayan bir şey de Türk mitolojisinin dünya mitolojileri ile karşılaştırmalı ele alınışı ki atlası da bu perspektifle hazırlıyorum. Muhtemelen Aralık-Ocak gibi yayınlanır diye düşünüyorum. Atlastaki Bazı görselleri kaynakları ile beraber instagram ve twitter hesabımdan yayınlamaya devam ediyorum.

Birçok çizgi romanı karakterinin bilgisayar oyunu mevcut. Hatta hikayesini bilmediğimiz karakterlerin oyunlarını oynayan bir nesil var. Mesela ben bir tane bile Conan okumadım ama oyununu çok seviyorum. Gesar oyun olarak piyasaya çıkacak mı?

Şimdilik FRP sistemini hazırlıyorum fakat oyun sektöründen gelecek tekliflere açık olduğumu buradan tekrar belirteyim.

Malumunuz çizgi roman yazarlarının bir kısmı birleşti. Ve yerli yükseliyor etiketiyle bir harekete giriştiler. Bu listede sizi, Devrim Kunter’i, Hikmet Yamansavaşcılar gibi isimleri göremedim. Bartu Bölükbaşı bu projede neden yer almadı? Teklif mi gelmedi? Yoksa Gesar daha bağımsız bir yolu mu tercih etti?

Bunu kendileri ile de konuştum. Arkadaşların hepsini tanıyorum, takdir ediyorum ve yakından takip ediyorum fakat yerli yükseliyor tagini oluştururken sosyal medya algoritmalarını iyi hesap etmediklerini düşünüyorum. Bir şeyin görünür olması için halihazırda görünür olan diğer ögelerle bir arada yer alması gerekir. Yerli yükseliyor tagi ise görünür olmayan eserlerin başka görünür olmayan eserlerle bir araya geldiği bir format olmuş. Bu yöntem bir fabrika grevinde kesinlikle başarıya ulaşır fakat sosyal medyada zor. Bununla birlikte yerli çizerlerin görünür olma çabasını elimden geldiğince destekliyorum. 

Son dönem çizgi roman üretimi de epey çok. Fakat dikkatimi çeken bir husus var hem çizer hem yazar kişi sayısı az. Yeni nesil çizgi roman yazarları içerisinde çizim yapamayan birçok isim mevcut. Sizce bu durum olayın ruhuna ne kadar uygun?

Çizgi roman aslında bir ekip işidir. Benim yazıp, çizip, çinilemem ve renklendirmem bizim sektörümüzde anormal bir durumdu aslında. Çünkü balonlama bile ustalık gerektiren bir iştir ve Penguen, Uykusuz, Bayan Yanı gibi her derginin baloncusu ayrıdır. Bu açıdan bir sorun görmüyorum fakat hem yazan hem çizen bir adamı çok daha büyük hayranlıkla takip ederim bu da doğal kanımca. Böyle bir adam size neyi hayal edeceğinizi söylemekle yetinmiyor sizi yakanızdan tutup o evrene daldırıyor da.

İyi bir okur musunuz? Genelde hangi alanda okumalar yaparsınız?

İyi bir okur olduğumu düşünüyorum evet. Kitap okumadan bir gün bile geçirmiyorum. Çok dilli ve çok yönlü eserler okuyorum. Genel olarak tarih, antropoloji, sosyoloji, siyaset, halk bilimin dahil olduğu sosyal bilimler, felsefe ve felsefe tarihi, mitoloji ve doğa bilimleri tarihi diyebilirim. Fantastik ve bilim kurgu edebiyatını da buraya ekleyebilirim.

Bulunduğunuz sektör sadece hayalinizdeki işleri yapmanıza imkan tanıyor mu? Yoksa sipariş usulü, ticari kaygılı üretimler de yapıyor musunuz?

Bu sorunun cevabı çok uzar. Kısaca cevaplamak gerekirse hayalinizi güncel sektöre dayatmak zorundasınız. O kadar dayatacaksınız ki kendi kitlenizi ve geçim kaynaklarınızı  farkında olmadan sektör size sağlayacak. Zor bir iş ama imkansız değil.

cemâlen blog okurlarına 3 film 3 kitap tavsiye edebilir misiniz?

Kitaplar: Garry Jennings – Aztek üçlemesi, Hasta Toplumlar-Robert Edgerton, Doğu Mitolojisi – Joseph Campbell

Filmler: Michael Kohlhaas: a legend of Uprising, Bronson, The wind that shakes the barley

Sorularımıza içtenlikle cevap verdiğiniz için teşekkürler…

Ben teşekkür ederim. İyi çalışmalar dilerim.

*dipnot: tepegöz görseli bartu bölükbaşı çizimidir.

RÖPORTAJ: Cemal BERKTAŞ

  Next Article

Bir İlkim Karaca Söyleşisi

You may also like

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir