Fiilde erimiş fikir

Bir Aşık Kazanoğlu Söyleşisi

Author: 1 Yorum Share:

Kültür ve toplum sitesi “cemalen “olarak kısa bir aradan sonra yepyeni söyleşilerimizle sizlerleyiz. Kuruluşumuzdan bu yana Türk sanat ve estetiğine hizmet eden yazar, şair, oyuncu ve senarist olan kıymetli isimlerle gerçekleştirdiğimiz söyleşileri sizlere sunuyoruz. Şimdi de halk edebiyatımızın hizmetkarlarından olan, Anadolu’da ozanlık geleneğini sürdüren son gönül erlerinden Aşık Selahattin Kazanoğlu ile sohbet etme imkanı bulduk… Aşıkların kalbini tanımak maksadıyla gerçekleştirdiğimiz bu mühim söyleşiyi sunmaktan dolayı gurur duyuyoruz. İyi okumalar efendim…

 

Cemal Berktaş-Aşık Kazanoğlu

 

Sanata ilginiz hangi yaşlarda ve nasıl başladı?

Sanata ilkokul yıllarında okuduğum Aslı-Kerem hikayeleri, Leyla- Mecnun hikayeleri ile yöneldim. Bir de biz  Anadolu’nun ezik bölgesinde doğmuşuz. Erzurum’un ücra bir köyü… O bölge yıllarca zulüm görmüş, işkence görmüş, istila altında kalmış. Onun için de o bölgenin insanı hep yanıktır. Türküleri de yanıktır… Şartlar öyle olunca biz de ister istemez o hikayelerden etkilenerek- demek ki içimizde de ezelde varmış- öyle başladık.

 

İlk bağlamanızı nasıl aldınız?

İlk bağlamamı daha doğrusu saz diyelim ,1970 yılında İstanbul’da aldım. Köyde kendime söz vermiştim. İlk kazandığım parayla kendime saz alacaktım. Ama ilk kazandığım parayla alamadım. Bir yıl  sonra alabildim… O günden beri yanımda taşırım.

 

Doğaçlamalar yapan ve sürekli üreten bir ozansınız. Bu üretimin çokluğunun sebebi nedir?

Doğaçlama yapmak aşıklığın ana temelidir. Doğaçlama yapamayan insan ben ozanım dememeli. Atışmayı daha rahat yapabilmek için kelime dağarcığınızın geniş olması lazım, sağlam bir genel kültüre sahip olmanız lazım, dinlemeniz lazım, okumanız lazım.

 

Dertli olmayan şiir yazabilir mi? Bağlama tutabilir mi?

Tabiki niye tutamasın? Ama o gider çağdaş müzik yapar(!), farklı şeyler anlatır. Rahmetli Neşet Ertaş,türkü söyleyen insanların yanına oturun, kötü insanların türküsü olmaz der.Türkü bu milletin öz malıdır. Yaşantısıdır, sevdasıdır, hasretidir, mutluluğudur, herşeyidir!

Halk edebiyatı gün geçtikçe zayıflayan bir alan ve siz de bu akımın son temsilcilerindensiniz. Halk edebiyatının geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Şimdi… Son temsilcisi demeyelim. Çünkü ataların dediği gibi  köy yerinden su eksik olmaz. Bu topraklarda bunca zulüm, bunca adaletsizlik, bunca ezilmişlik olduğu müddetçe bu millette ozan bitmez. Hatta rahmetli Veysel ölüm yatağındayken demişler ki Veysel baba ölüyorsun artık aşıklık da biter… Yok demiş, analar çok Veysel doğurur daha…

 

Reyhani’nin öğrenciliğini yaptınız. Onun şahsiyeti, ustalığı nasıldı?

Reyhani son yüzyılın tartışılmaz büyük bir halk ozanıydı. Aşık Reyhani Amerikan Washington Üniversitesi’ne  çağırılıp fakri doktara ünvanı alan bir insan. Yazmadığı da hiçbir konu yoktur. Tepeden tırnağa kadar…

 

Aşık Kazanoğlu’nu inceleyen bir tez kitabı.

Usta çırak geleneği hala devam ediyor mu? Artarak devam etmesi için neler yapılabilir?

Usta çırak ilişkisi şuanda devam etmiyor. Çünkü bu sanatın artık  bir getirisi olmadığını insanlar gördü. Bundan evvelki yıllarda geceler, konserler düzenleniyordu. O da bitti artık. Bu sanata en azından üniversitelerin edebiyat bölümlerinin sahip çıkması lazım. Edebiyattan mezun olan bir gencin, bir talebenin bir ozanı tanıması lazım.

 

Bir dönem ozanlar sağ sol diye bölündü. İşte bir kısım Mahzuni’yi dinlemiyordu; bir kısım Ozan Arif’i dinlemiyordu. Bu durum hakkında ne düşünüyorsunuz?

Şimdi, elin adamı iki kardeşe birer silah vermiş. Demişki sen sağda olacaksın, sen solda olacaksın! Bunlar hep emperyalist güçlerin birer projesidir.Ancak biz bu senaryoları sonradan çözebildik. Bugün en uç devrimci ile en uç ülkücü oturup, yanyana gelip konuşabiliyor. Keşke o gün konuşabilseydik… Biz beyinleri yok ettik.

Yeni nesil genç şairlere, ozan adaylarına tavsiyeleriniz nelerdir?

Hiçbir zaman çıkara eğilmesinler. Gerçek neyse onu söylesinler. Doğru söyleyen kovulmamalı, yanlış söyleyen dokuz köyden kovulmalı. Bana değmeyen yılan bin yaşasın anlayışını bıraksınlar. Yaşarsa sizi de sokar çünkü… Onun için dik dursunlar, kişilikleri olsun, karakterleri olsun. Vatanı milleti severek her zaman gerçeği haykırsınlar.

Bizi kırmayıp sorularımızı içtenlikle cevaplandırdığınız için teşekkür ederim hocam.

Rica ederim…

 

RÖPORTAJ: Cemal BERKTAŞ

 

 

 

Previous Article

Bugünlerde

Next Article

Ararlar

You may also like

1 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir