Fiilde erimiş fikir

Bir Ahmet Yenilmez Söyleşisi

Author: Yorum yapılmamış Share:

cemalen.com olarak söz verdiğimiz üzere röportajlarımıza devam ediyoruz… Berat Zarifoğlu, Osman Cavcı, Mehmet Berk Yaltırık ve Utku Uluer’in ardından sanatçı Ahmet Yenilmez ile de bir söyleşi gerçekleştirme imkanı bulduk… Deli Yürek’in Sabri‘si, Ekmek Teknesi’nin Gamsız Celal‘i, Acı Hayat’ın Hasan‘ı  tok sesli, babacan insan Ahmet Yenilmez’i daha yakından tanımak ister misiniz? Sizi sıkmayalım o vakit… İyi okumalar efendim…

Cemal Berktaş, Ahmet Yenilmez(2018)

Sanata ilginiz hangi yaşlarda ve nasıl başladı?

İlkokul öğretmenim… Hala hayatta. Allah uzun ömürler versin. Aynı zamanda kendileri dedemin öğrencisiydi. Benim dedem cumhuriyetin ilk eğitmenlerinden. Ahmet Yenilmez merhum… Onun öğrencisi Osman Kurucu’nun köy okulunda okul müsameresiyle başladım. Daha sonra ülkemizin perdesini kapatmamış tek tiyatrosu Ordu Karadeniz Belediye Tiyatrosu‘nda deneme sahnesinde başladı. Akabinde üniversite yılları… Sonunda meslek olarak seçtim.

Peki, dizi oyunculuğuna nasıl adım attınız? Sizi birileri mi keşfetti?

Tabi, yakın ağabeylerim vardı. Merhum Bahaattin Özcan. TRT prodüktörüydü. İzmir’de ikamet etmekteydim. O zaman o İzmir’e dizi çekmeye gelmişti. “Komşudan Al Haberi” Orada bendenize rol tevdi etti. İlk denemem o oldu. Ondan sonra tabi çevremiz vardı. İstanbul safhasında da sayın Osman Sınav ile beraber çalışma imkanı buldum.

Deli Yürek
Ekmek Teknesi

Sanatseverler sizi Deli Yürek, Ekmek Teknesi, Acı Hayat gibi efsane dizilerden hatırlıyor. Şimdilerde ne gibi projelerle meşgulsünüz?

Daha ziyade ben tiyatro adamıyım. Yani özellikle de Geleneksel Türk Tiyatrosu üzerinde atölye çalışmalarım var. Ama zaman zaman tabi yakın çevremizin, inandığımız, içine katkıda bulunabileceğimiz çalışmaları olunca beraber çalışma imkanımız doğuyor. Bakalım. Birtakım projeler üzerine konuşuyoruz…

Yenilmez Sanat Merkezi

Peki sizi dizi sektöründen uzaklaştıran sebepler var mı?

Ya çeşitli sebepler vardır tabiki… Ülkemiz çeşitli dönemlerden geçiyor. Bu dönemlerdeki tavrımızdan dolayı bulunduğumuz yerde  rahatsızlık uyandırıyor olabiliriz ama öyle vazgeçmişlik falan yok. Şartlar dün ne ise bugün de aynı… Değişen bir şey yok.

Muhsin Yazıcıoğlu suikastini ele alan bir film ve biyografik belgesel çektiniz. Anadolu’yu mayalayan insanları anlatan tiyatro oyunları oynuyorsunuz ve bu uğurda diyar diyar usanmadan geziyorsunuz. Sizi bu yola sürükleyen sebepler nelerdir?

Derdim… Akif’e sormuşlar: Sen şair misin, sanatçı mısın? Akif, bilmiyorum demiş. Benim insanımın karnı aç, baldırı çıplak… Benim bir derdim var onu anlatıyorum. Keşke benim anlattığım açıdan anlatan başka birileri de olsa… Zor iş çünkü. Sağlık problemlerim de var. Ama mutluyum yani. Ben kendi derdimi söylüyorum. Dinleyen varsa ve oluyorsa; ortak bir dertte de buluşuyorsak bu tabiki beni tatmin ediyor.

“Korkma” Tiyatro Oyunu

Sahnede Nazım Hikmet’ten bahsettiniz. Sizin az çok görüşünüzü biliyoruz. Milliyetçi maneviyatçı bir insansınız. Sizi facebook’tan da takip ediyorum. O mecrada devrimci oyuncu Tarık Akan’ın vefatında da onu hayırlı bir şekilde yad ettiniz… Hizmetlerinin bulunduğundan bahsettiniz. Bu tarz söylemlerinizin yanlış anlaşıldığını düşünüyorum. Keza aynı zamanda Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a tebrik mesajında bulundunuz. Bu tarz durumları nasıl aşabiliriz? Hayata siyah veyahut beyaz değil de gri bir şekilde  nasıl bakabiliriz? Velhasıl Atatürk ile Abdülhamid Han’ı; Nazım Hikmet ile Necip Fazıl’ı nasıl barıştırabiliriz? 

Onların barışmak diye bir derdi yoktu. Onlar bu kadar çirkin kavga da etmediler. Atatürk’ün Abdülhamid’in aleyhine bir tane sözünü gösteremezsiniz. O sistemi sorguluyordu. Kişileri, kişilerin ameli ve hayatları ile alakalı bir şey söylemiyordu. Ama en çok kendisini hayatıyla vurmaya çalıştılar. Nazım Hikmet bu toprağın evet bir gerçeği. İyi bir şair. Derdi olan bir adam… Kolay mı? İnsanlar evinden üç gün uzak duramıyor. O vatanından uzak kaldı. Kuvayı Milliye’nin neyine itiraz edebilirsiniz? Tarık Akan Bey… Ben ölmüşleri güzellikleri ile yad etmeyi tercih ediyorum. Bu düşmanım da olsa… Tarık Akan da bu ülkenin sinema sektörüne büyük emeği geçti. İşçilerin hakkını savundu. Yani katılırsın, katılmazsın ama meslek sahibi bir insandı. Duruş sahibi bir insandı… Necip Fazıl ile Nazım’ın varsa bir kavgası, o o zamanın, o şartların kavgasıydı. Ve bu kadar pespaye bir hadise değildi. Bu tarz kişilere bakışımdan dolayı beni  eleştiren insanlar, benim dünyamın dışında insanlar… Velhasıl kötü söz sahibinindir.

“Usta” Tiyatro Oyunu

Oyunculuğa yeni adım atan kardeşlerimize tavsiyeleriniz var mıdır?

Şuanda hiçbir mazaret yok. Her üniversitenin hemen hemen konservatuvarı ve güzel sanatlar fakülteleri var. Çok rahatlıkla, çok basit hazırlıklarla gelişebilirler. Ama olmazsa olmaz okumak! Kendi edebiyatımızı, Dünya klasiklerini okuyacaksınız. Bakmasını ve görmesini bileceksiniz. Farklı bakacaksınız. Derdiniz olacak…

Savaş Dinçel

Sizin hayatınızda en çok iz bırakan usta isim kimdir?

Pek çok büyük oyuncu ile mesai harcadım lakin Savaş Dinçel‘in üzerimde etkisi daha çoktur.

Sevdam Gözlerinde Kaldı(2016)

Milliyetçi eserlerin az ve zayıf olmasını neye bağlıyorsunuz?

Tabi bu biraz da imkan meselesi… Bahsettiğiniz kesim daha yeni yeni kapitalini üretiyor. Devlet bilinci yeni yeni oluşuyor. Sanatta bi realite vardır ki  ya kapitalin ya da devletin himayesinde büyür. Bugün Amerikan Sineması varsa kapitalin finanse etmesiyle var. Bugün Rus Edebiyatı varsa devletin arkasında durmasıyla var… Biz yeni yeni bu süreçleri yakaladığımız için ve biraz da meşakkatlidir bu iş… Olacak ama meşakkatli olacak!

Siz devam etme arzusunda mısınız? Filmlerinizin, belgesellerinizin devamı gelecek mi?

Tabi. Ya ben hayal ettiğim hiçbir şeye başlayamadım daha. Olmaz mı?

Peki hocam bizi kırmadığınız için teşekkür ederim…

Ben teşekkür ederim… Sağolun.

RÖPORTAJ: Cemal BERKTAŞ

Previous Article

Garip Mesele

Next Article

Kafi Midir?

You may also like

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir